Yorganın içinde sapsarı bir baş görmek alışık olmadığım bir durum. Sıcakça yanımda yatıyor. Saçları terlemiş, boynuna yapışmış biraz. Yüzünde hafif bir gülümseme var. Bir meleğin masumiyeti içinde derin bir uykuya dalmış. Bense uyuyamıyorum bir türlü.
Yatakta biraz itekleyip kendime yer açayım derken tanıdım Angelikayı. Dokununca anladım içindeki doluluğu. İçinde çizilecek resimler, söylenecek şarkılar olduğunu, kuşları, kaplumbağaları, köpekleri, tırtılları, köstebekleri, çilekli ve limonlu dondurmayı sevdiğini anlamak için büyümüş bir kız olmama gerek yoktu. Bunda anlamayacak bir şey yok. Konuşmanın şart olmadığını, görmenin ve dokunmanın daha esaslı bir anlaşma yolu olarak aramızda uzanıp gideceğini hissedebiliyordum. Uyanır uyanmaz bana gülümseyeceğine, hemen evcilik oynamaya başlayabileceğimize adım gibi inanıvermiştim.
Bir toprakta yabancı olmak, kadın olmak, yaşamak, yazmak. Ramazanoğlu`nun kadınlık, yabancılık, ötekilik, dışarıda olma hallerini öykülediği satırlar birçok insanlık durumunu gözler önüne seriyor. Şu dünyada hangimizin yabancı, hangimizin yerli olabileceğini, dahası bu adlandırmaların sahiciliğini, imkânını tartışıyor Angelikanın, Alissanın, Mukadderin, Hükümün ve diğerlerinin hikayelerinde.
Kitaphaber.net Eleştirdi
'Öteki'nin diliyle dokunan hayatlar: Angelika
Yazan: Yunus Emre Tozal
Yazı Kaynağı: Tenkafesi.com
Metafizik şiirin kurucularından ve en önemli temsilcilerinden ünlü İngiliz şairi John Done, "hiç kimse bir ada değildir" derken hikâye kuramının püf noktasına değinir ve iki insanın arasındaki ilişkinin boyutunu pergel örneğine benzeterek açıklar. İnsanın başta kendisi olmak üzere çevresindekilerle ve eşyayla kuracağı bağ, pergelin iki ayağı gibi birbirinden ayrı, birbirinden farklı ve özgün olmasına rağmen birbirini/bütünü tamamlayıcı çarpıcı iki unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Ömer Hayyam'ın da üzerinde durduğu pergel örneğiyle hikâyenin işlevinden bahsedecek olursak, insanın bağ kurabileceği karşı tarafla kendisi arasındaki imgenin yoğunlaşmasının sonucu; rüya ile hakikatin, fizik ile metafiziğin arasında boşlukları doldurarak bir yalıtım görevi gördüğünü söyleyebiliriz.
Wittgenstein'ın "Anlam aramayın, kullanım olanağı arayın" sözünden hareketle, hikâye, anlam sahasını oluştururken sanatta kullanım olanaklarıyla temasa geçerek, kullanım olanağını insanın iç dünyasıyla ilişkilendirir. Anlam sahası bir sonraki hareketin ne olacağı konusunu da içinde barındırarak, hikâyeyi insanın metafizikle kuracağı bağın üzerinden yürütür. Sanatın ritimlere dayandığını söyleyen Ursula K. Le Guin, modern dünyada ritmik olmayan bir hareketin sadece sinemada kullanılabileceği ifadesinin, sanatın içinde özne-nesne çözümlemesinin de bir analizi olduğunu söyleyebilmek mümkün.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Eyüp Akyüz
Yazı Kaynağı: Dünyabizim.com
Şu hikâyeler de olmasa nasıl anlarız ince şeyleri nasıl! Gündelik kaygılar, rutin işler, sıradan görünen hayatlar... Peki, her şey göründüğü gibi midir! Asla! Hiçbir şey göründüğü gibi değildir gerçekte. Nice büyüleyici, sarsıcı hikâyelere rastlarız azıcık dikkat kesilsek sıradan gördüğümüz kişilere ve olaylara.
Angelika... 'Yabancı kadın fotoğrafları sergisi' olarak tanımlasak mübalağa etmiş olmayız sanırım. Hikâye türünde daha önce Derin Siyah, Kırmızı, Zilha Günü adlarını kitaplara imza atan Yıldız Ramazanoğlu, bu kez tamamen kadın dünyasının kapılarını aralıyor. Kadının sorumlu olduğu onca şeye rağmen, yazar olma mücadelesi harika tespitlerle sunuluyor okura.
"Güçlükle bulduğum işimi kitap yazma sevdasıyla bırakıp eve kapanmanın anlaşılır bir yanı yoktu yakınlarıma göre." diyerek durumun ne denli vahim olduğunu gözler önüne seriyor Ramazanoğlu. Bir erkek için yazmak saygınlık ifadesi iken, bir kadının yazması hastalığa dalalet edecek derecede tehlikeliydi belki de.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Bilal Can
Yazı Kaynağı: Mostar Dergisi 62. Sayı
Yıldız Ramazanoğlu'nun son kitabı Angelika kadınlar üzerine kurulmuş öykülerden oluşuyor. Kadınlar üzerinde yabancılık, toplumsal cinsiyetin vermiş olduğu etkinin insanlardaki bakış açısı, sosyal düzen içinde kadının yeri gibi konuları yansıtan ve bu yazılarını bazen birinci şahsın diliyle bazen başkasının diliyle anlatmaktadır yazar.
Mostar Dergisi'nin 61. sayısındaki '' Kadın Hikayelerinin Büyülü Evi'' Adlı yazısında söylediği gibi ''Aslında kadın şehre ilk geldiği günden itibaren kılıktan kılığa giren tehlikelerden tehlike beğenmekte, eliyle kaderini seçmektedir. Kadın artistik bir ölmenin peşinde gibi düşünülse de asıl olan gerçek ölmenin peşindeki kadın değil, şehrin öğüten yanıyla nice kuytularda nice kadınların bir yanını öldürdüğü gerçeğidir'' demiştir. Kadının şehir hayatı içinde nerede durduğu ve bu yerin hikayelerde nasıl gözüktüğünü kadın bir yazarın diliyle hikayelerinden okumak da bu cümlelerin bir nevi uygulunaşı ve nasıl durduğunun göstergesi.
Angelika kitabı üzerine yapılan bir söyleşide Ramazanoğlu'ya ''Angelika'daki öykülerin neredeyse tamamı kadınların gözünden anlatılıyor. Bunun özel bir anlamı var mı! '' sorulduğunda karşılık olarak verdiği cevap da bu kitabın yazılış gayesini özetler nitelikte: ''Bu kitapta yabancılaşan kadını anlatmak istedim. Her hikaye yaşamın hızlı akışı içinde kaybolmamak için direnen, içten içe yazma çabasını sürdüren kadınlarla ilgili. Yazma isteğinin tekinsiz kıyılara atüğı kadınlar. Bu öyle bir yabancılaşma ve başka olarak görülme alanı ki yaşananlara yazarak bakmak isteyen kadım, buradan bakıldığında, Afrikalı ya da Avrupalı bir kadın kadar bilinmez, uzak ve tekinsiz kılıyor. İşte bu başkalığa ve başkaların ise inanılmaz kesişme noktalarının tuhaflığına dikkat çekmek istedim''
Yıldız Ramazanoğlu kitaplarında hep bir kadın olgusu olmuştur. O öykülerini genelde kadınlar üzerine kurmuş ve öyle genişletmiştir. Son kitabı Angelika'da da yine öykülerin ortak noktası kadın. Bu sefer tek bir farkla yazılmış öyküler. Bu da ''yabancı kadınlar'' temasıyla ve onların gözüyle hikayelerini toplamış.
» Devamını okumak için tıklayın
Gösterim: 2611 | 166 Sayfa | ISBN: 9786051141664 | Basım Yılı: 2010 | Stok No: 133385 Stok Miktarı: 0 | Büyük Resim
Yıldız Ramazanoğlu ismine kayıtlı en yeni 6 eser.
Timaş Yayınları yayıncı ismine kayıtlı en yeni 6 eser.
Hikaye/öykü - Masal kategorisine kayıtlı en yeni 10 eser.
| »» Bir Denizin Eteklerinde, Selim İleri |
| »» Göç, Sofya Kurban |
| »» Kelile Ve Dimne, Beydeba;ibnu'l Mukaffa |
| »» Yarının Dünüdür Bugün, H. Tuğrul Atasoy |
| »» Suskunun Gölgesinde, Suzan Samancı |
| »» Ayrı Düşmüş Zamanlar, Yıldırım Türk |
| »» Aç Harmanı, Mehmet Başaran |
| »» Balkan Savaşı Hikâyeleri, Nesîme Ceyhan |
| »» Kırmızı, Yıldız Ramazanoğlu |
| »» Andib Tertıs, Zareh Yaldızcıyan |
|
Bu kitap hakkında yorum yazmak için lütfen TIKLAYINIZ...
Yorumlarlar, editör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.