Kitaphaber.net Eleştirdi
YAZARIN ÖNSÖZÜNDEN
Aşk yada sevda... Şiir denince ilk akla gelen konu ve tema... Tanımlara sığmayan bir duygu, bir hal, bir hayal ve bir gerçek...
Eski şiirimizde mutlak veya muhayyel bir sevgili çevresinde oluşan aşk şiiri, Ahmet Haşim ve Yahya Kemal'le başlayarak "ete kemiğe bürün"ür; aşk hayatta karşılığı olan bir duyguya dönüşür. Sevgili, eti-canı-kanıyla çevremizde gördüğümüz bir 'insan', bir 'varlık' olarak şiirin imkanları içerisinde anlatılır. Hem maddi hem de manevi boyutuyla...
Günümüz aşklarında cinsellik de önemli bir yer tutar. Ya da behimi duygular, aşk olarak şiire girer. Erotizm, örnekleri fazla olmasa da, şiirin anlatım imkanlarından yararlanır.
Halbuki aşk, cinsel arzunun ötesinde bir şeydir. "Cinsel arzunun ötesinde bir arzu olursa ve bu sınırı aşarsa, bu öteye gitme işinde ruhun ve doğal içgüdülerin de katıldığı manevi birleşme meydana gelirse o zaman buna aşk denir... Bu da gerçek anlamda değil de mecazi anlamda aşk diye adlandırılır. Gerçek anlamıyla seven kişiye gelince, tutkusu kendisini o denli sarsar ki maddi ve manevi hiçbir çıkarını düşünmeye bile zamanı bulamaz." Örneğin İnci Okumuş, 'Saf ve Masum' sevdanın günümüzde de devam ettiğini vurgulamaya çalışır bir şiirinde. Ona göre sevda; "yanağa düşer allanır, gönül peteğinde ballanır, güzel eline koz olur, yiğit türküsüne söz olur, şaşırıp dolduran güz olur, kader çizgisinde yıl olur, için için yanan kor olur, akıl heybesinde sır olur..."
» Devamını okumak için tıklayın
Bu kitap hakkında yorum yazmak için lütfen TIKLAYINIZ...
Yorumlarlar, editör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.