Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Bilal Can
Yazı Kaynağı: Habertaraf.com
Çöl bize deniz gibi geliyorsa ve bu çölün içinde yürüyen adımlar bir dalgayı andırıyorsa o zaman şaire söyleyecek çok söz bırakıyoruz biz bu resimde. Şair bu resimleri tuvaline yansıtırken içimize hecelerin en sivrisini çakarak yolumuza cümleler adamak kadar maharetlidir. Bu mahir elin altında sayfalar birer gün gibi anılar defterinde yer alırken; o anıları derecek biz de çok anı vardır. Şairin kalemini sayfaya değdirmesi demek, bizim kalbimize bir susuzluğun inmesi demektir.
Çöl bir leyladır her daim. Her daim onunla mecnun oluruz. Ellerimizde ve gözlerimizde geçtiğimiz sokakların adresi olmadan yürüdüğümüz ve baktığımız her durak bir mısranın en acılı damarıdır. Biz işte o damardan ağlarız. O damara dokunan şairi kutsarız. En çürük yanımızdan en deli ırmakları çoşturan kalemin hünerine diyecek sözümüz bir suskunluktur olsa olsa.
''Dinle: ekmekle suyun bir mekanı vardır, zeytinin de!
Dinle: göğsümdeki siyah taşı bir nedeni vardır, örümceğin de! ''
Çöl kutsal neşidelerini söylerken kulaklarımıza. Biz kutsanmış nimetlerin başında onları sayıklayıp durduk. ''vet'turi vez'zeytuni'' Tur dağına ve zeytine. Kutsanmış zamanın bir diliminde ellerimizde Tur'dan br söz zeytinden birkaç tanecikle gönlümüzü bağladık aşkın kavislenen şafaklarına dilimize boşanan bir yağmur vardı rahmetin kucağından biz o rahmetin kucağından ocaklarımıza bereketi götürdük. Bir somun ekmeğe sığdıracağımız uzun süreli düşlerimizle birlikte ümit ile umut belirtecinde gözlerimize değen sabahları ayırdık.
» Devamını okumak için tıklayın
Bu kitap hakkında yorum yazmak için lütfen TIKLAYINIZ...
Yorumlarlar, editör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.