"Beş Şehir"in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur...
(Arka Kapak)
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan:Mehmet Emre Ayhan
Yazı kaynağı: Dünyabizim.com
Olur ya, size birisi "bana şehrini tarif et, senin şehrin nasıldır, nasıl bir yere şehir dersin" diye sorsa ne cevap verirsiniz! Kimse sormaz ama diyelim ki sordu bana birisi, benim cevabım şöyle olurdu tahminimce: "şehir, muhakkak bir akarsu, dere, çay, ırmak tarafından (ama etrafını yıkan cinsinden değil, sakince akan) ikiye bölünmüş ve yine muhakkak eteğine kurulduğu tepenin başında o şehre göz kulak olan, koruyan bir/kaç evliyanın türbesi, makâmı bulunan bir yerdir" derdim. Tabii bu tarifte bir de orada yerleşik insan unsurunun özelliklerine de değinmek gerek; ne de olsa 'şerefi'l mekân bi'l-mekîn', yani bir mekâna asıl şerefini veren oradaki insanlardır.
Şehrin manevî mimarları
Bu, bir şehirde bir/kaç evliya makâmı olması çok önemlidir; o şehri kuran, fetheden askerî ve siyasî dehalar ne kadar maddi mimarlarsa evliyalar da manevî mimarlarıdır o şehrin. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir'inden aşinasınızdır bu konuya, o ne diyordu 'Ankara' bahsinde, bir bakalım:
"Evliya Çelebi'nin Ankara'sı, muasırı olan yahut sonradan gelen seyyahlarınkine pek benzemez. Daha ziyade fantastik bir sergüzeştin etrafında toplanır. Ankara'ya gelen Evliya, vâkıa şehri, kalesi, hisarı, Paşa sarayı, serdarı, hususî kazanç kaynakları, bahçelerinin meyvası, mektep ve medrese, cami sayıları ve âdetleriyle tasvir etmekten geri kalmaz, fakat asıl orkestrasyonunu bugün, yattığı yerin adı bile unutulan bir Türk evliyasında yapar. Evliya'nın Hacı Bayram-ı Veli için bir hatim başladığı halde kendisini unutmasına üzülen Erdede Sultan gece onun rüyasına girmekle kalmaz, aynı zamanda gaipten gönderdiği bir elçiyle sabahleyin ona kendi merkadini gösterir. Evliya Çelebi'nin el ele Ankara sokaklarında yürüdüğü ve sonradan birdenbire fazla tecessüsü yüzünden kaybettiği gaip âlemlerden gelen bu rehberin elleri kemikmiş ve sesi toprak altından gelir gibi derin ve boğukmuş."
» Devamını okumak için tıklayın
Gösterim: 1088 | 228 Sayfa | ISBN: 9789757462330 | Basım Yılı: 2008 | Stok No: 65921 Stok Miktarı: 0 | Büyük Resim
Ahmet Hamdi Tanpınar ismine kayıtlı en yeni 6 eser.
Dergah Yayınları yayıncı ismine kayıtlı en yeni 6 eser.
Cumhuriyet Dönemi Romanı kategorisine kayıtlı en yeni 10 eser.
| »» Denizci Hasan Mellah, Ahmet Mithat Efendi |
| »» Dudaktan Kalbe, Reşat Nuri Güntekin |
| »» Yaprak Dökümü, Reşat Nuri Güntekin |
| »» Beş Şehir, Ahmet Hamdi Tanpınar |
| »» Hüseyin Fellah, Ahmet Mithat Efendi |
| »» Karlı Dağdaki Ateş, Refik Halid Karay |
| »» Aşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil |
| »» Onu Beklerken, Halid Ziya Uşaklıgil |
| »» Bir Acı Hikaye, Halid Ziya Uşaklıgil |
| »» Mai Ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil |
|
Bu kitap hakkında yorum yazmak için lütfen TIKLAYINIZ...
Yorumlarlar, editör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.