Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Ramazan Küçükduman
Yazı Kaynağı: Cemaat. com
Bismillah kelamıyla başlamalı yazıya. Kur'an ile yerimizi sağlamlaştırdıktan sonra diğer mevzulara inşirah-ı derun ile girebiliriz.
"Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız..." (Al-i İmran/103) Kardeşlik ne özlenen ve yaşanılası bir duygu ki dinimiz bize kardeşliği muhtelif cüzlerinde tavsiye ve emir derecesinde telkin ediyor. Gücümüz kardeşliğimizin yükselişine bağlıdır bu böyle biline. Kardeşlik ise Ümmet-i Muhammed'in bütün dünyaya hakim olabilmesinin sırrıdır. Müminlerin kardeşliği ve birlikteliği. Çünkü bu ihtilafları nihayete erdirir bir kavramdır.
Ümmet ve kardeşlik kelimeleri geçince bir yazıda, ya da kulağıma çalınınca bir mecliste; merhum Cahit Zarifoğlu'nu hatırlamayı isterim. 7 Haziran 1987 tarihinde aramızdan ayrılsa da bize eserlerini ve fikirlerini miras bıraktı bu büyük ve Anadolulu şair. Sadece şairlik diyerek vasıflandırırsak yaptığı işi insafsızlık etmiş ve eksik söz söylemiş oluruz. Şiirlerinin yanında deneme, hikaye, roman, günlük ve şimdi hatırımda olamayan türlerde eserler vermiş bir isim Cahit Zarifoğlu. Doğrusu haddimi aşmak istemem. Amacım kapsayıcı bir Zarifoğlu yazısı yazmak değil. Bu işi başaracak birikime de sahip değilim. Bu yazıda anlatılmak istenenlerin özü başlığımıza da kaynaklık eden Bir Değirmendir Bu Dünya kitabı Zarifoğlu'nun.
Bahse konu olan kitap müstakil bölümlerden oluşuyor. Yazarın vefatından sonra derlenen ve çoğunluğu gazetelerde ve dergilerde yayınlanmış yazılardan oluşan kitap Zarifoğlu'nun diğer düzyazı eserlerine nisbeten sade ve okunması kolay. Bunun sebebini ise şöyle açıklayabiliriz: Gazete yazıları günceldir ve ortalama okuryazar kitlesine hitap eder. Bir de format meselesini ekleyebiliriz. Zarifoğlu bu kitabındaki yazılarının bir kısmını müstear isimlerle yazmıştır: Ahmet Sağlam, Abdurrahman Cem gibi. Yazılar deneme, fıkra türü yazıları okuyanlar için ideal kısalıkta. Usandıracak derecede uzun yazılar kitapta yer almıyor. Bu bir şans diyebiliriz okuyucu açısından.
Cahit Zarifoğlu'nun son dönemlerinde dünya önemli olaylara sahne olmuştur: Rusların Afganistan'ı işgali, İran İslam devriminin gerçekleşmesi, Hama katliamı ve 12 Eylül'deki askeri ve siyasi darbe en önemlileri diyebiliriz. Şiirlerinde Afgan mücahidlerine duasıyla ve kardeşliğiyle destek veren kişi ile Hama katliamına yazılarında gözyaşı döken ve döktüren kişi aynı ismi taşıyor: Cahit Zarifoğlu. Özellikle hama katliamıyla ilgili bölümleri okuyunca sarsıldım diyebilirim. Bilmiyordum bu kadar dehşetli ve acımasız olduklarını.
Eserde özellikle 70-80 li yılların güncel meselelerine değinmiş yazar. O kadar çok konu var ki burada başlıkları sıralamak bile bu kitabı alıp okumaya sevkedebilir insanı. Dikkat çekici mevzular: İslam coğrafyasının durumu, İsrail'in Filistin'i işgali ve kutsalımız Kudüs'e el koyuşu, modern yaşayışlar, Müslümanların yaşayışına yönelik eleştiri ve tavsiyeler v. d. Ayrıca müslümanın siyaset karşısındaki konumu hakkında da yardıma koşan cümleler görüyoruz kitapta. Siyasetin bulaşılmaması gereken bir saha olduğuna ikna edilmiş Müslüman topluluklar var. Siz bu cümleye muhatap olan insanlar Zarifoğlu okuyun. Müslüman tenhaya çekilmeye teşne ediliyor. Buna itirazımız var arkadaş.
"Bizler, İstiklal Harbi'ni birkaç kişinin eseri ve hüneri zanneden dar görüşlü zavallılar. Ne çabuk unuttuk; Hindli, Afganlı, Cezayirli, Libyalı kahramanların Anadolu'da İslam için istiklalimiz için şehid düştüklerini!.." Böyle sesleniyor işte içimizden biri olarak bizlere. Ümmetin önemi kavranmalı. Zarifoğlu'nu ve ümmetten bahseden yazarları, şairleri, siyasetçileri önemsemeliyiz. İnanıyoruz ki Müslümanların huzuru bölünmüşlükten değil İttihad-ı İslam'dan geçer. Bu yolda çaba sarfeden, düşünen, yazı yazan, seyahatlere çıkan insanların sayısı çoğalmalıdır. Bizler modern zamanların zihin kurcalayıcı ve ifsada yönelik faaliyetlerden uzak durmalıyız.
Kitabında Zarifoğlu bizlere bir ölçü de sunuyor aslında. İfrata ve tefrite düşmeden nasıl Müslüman olunur. Bir müslümanın zihni nelere kadirdir, aklından neler geçer, düşmanlarına karşı takınacağı tavır nasıl olmalıdır. Zarifoğlu yaşamıyla ve bu eseriyle bize orta yolun nasıl olacağını da göstermiştir. Sahi kaç tane Müslüman yazar, entelektüel artık ailecek oturup siyer okumayı ve ailevi meselelerimizi konuşmayı tavsiye ediyor yazılarında! Eğilip bükülmeden hangimiz zalimlerin yüzüne zulmünü haykırabiliyoruz ağır kelimeler kullanmaya gerek duymadan!
Kitaba ait bazı bölüm başlıkları: Cihad ve Arınma, Modern Zamanlar, Bir Arpa Boyu Yol, Kanayan Yaralarımız, Çeşitlemeler. Kitabın arka kapağındaki açıklayıcı yazının bahusus bir bölümü çok dikkatimi çekmişti. Deniliyor ki:
"O herkesin entel takıldığı bir zamanda çevresindeki meraklı insanlara, dostlarına, okuyucularına ilmihal okumayı tavsiye ediyordu. Namazların tadil-i erkan üzere kılınmasını, gece namazlarına kalkılmasını, hanımlara iyi davranılmasını, çocuklara iyi davranarak karşımıza almamızı, yollarda zikirle yürümemizi telkin ediyordu."
Bu cümleler bazı Müslümanlara garip ve yabancı gelebilir. Hatta basit görür kimileri. Bu çağda ne önemi var canım, ilmihal okumak da iş mi diyenler yok mu! Var tabiî ki. Bizim açımızdan o kadar önemli ve büyük sözler ki bu sözler; birçoğumuzun yapmadığı ya da eksik eda ettiği eylemlerden bahsediyor yazar. Eğer hayatımıza nakşedebilseydik yukarıdaki alıntı cümlelerini, birileri çıkıp belki de kadın erkek eşitliğinden söz edemeyecekti, kadın hakları savunucuları başımıza bela olmayacaktı, feminist hareketler Müslüman kadınlar arasında bu kadar yayılmayacaktı. Çocuklarımızın sevgilisi anne babalar yerine uyuşturucu satan insanlar olmayacaktı kimbilir. Anadolu'nun küçük bir kazasında yaşayan takva sahibi mümin anne babalar kız çocuklarını okula gönderirken acaba demeyeceklerdi belki. Sadece bu sözlere uymak yeterli mi diye bir soru çıkarsa karşımıza büyük oranda evet cevabını verebiliriz mukabele olarak. Gerisi yöneticilere, toplumsal yapılanmalara ve diğer kurumlara kalmış kısımlar.
Cahit Zarifoğlu Ankara doğumlu olup aslen K. Maraşlıdır. İ. Ü. Alman Dili Ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Bir müddet TRT'de çalıştı. Mavera dergisini hazırlayan ve yayınlayan ekipte yer aldı. 7 Haziran 1987'de aramızdan ayrıldı. Bazı eserleri: İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış (şiir), Savaş Ritimleri, Anne (roman), Yaşamak (günlük), Yürekdede ile Padişah, Serçekuş, Küçük Şehzade (çocuk hikâyelerinden bazıları).
Cahit Zarifoğlu'nu dikkatle okumalıyız. Bu işlere girişmeye niyetli olan Müslüman gençlerin mutlaka uğraması ve bir müddet istirahat etmesi gereken bir durak Zarifoğlu. Çocuk hikayeleri dahil eserleri alınıp okunmalıdır. Zarifoğlunun çocuk hikâyelerinin tamamını okumuş birisi olarak söyleyebilirim ki sadece çocuk hikâyesi değildi o küçük kitaplar. Yaşı büyük olanların da sıkılmadan okuyabileceği kitaplar hepsi de. Hikâye, masal deyip küçümsememeli bu tür eserleri. Bir zamanlar hepimiz çocuktuk. Belki de bu hikâyeleri küçükken okusaydık şimdi bambaşka insanlar olabilirdik.
"Ve Kudüs şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir
Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri
Altında bir krater saklayan şehir
Kalbime bir ağırlık gibi çöküyor şimdi
Ne diyor ne diyor Kudüs bana şimdi
Hani Şam'dan bir şamdan getirecektin
Dikecektin Süleyman Peygamber'in kalbine
Ruhları aydınlatan bir lamba..."
(Alınyazısı Saati/Sezai Karakoç)
» Devamını okumak için tıklayın
Bu kitap hakkında yorum yazmak için lütfen TIKLAYINIZ...
Yorumlarlar, editör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.