Resmi tarih, kadınları çağdaş kadın paydasında eşitledi. Eşitliğin dışında kalanlar görünmeyecek, bilinmeyecekti. Oysa Cumhuriyetin bir de dindar kadınları vardı. Hayatları geçmiş ile gelecek arasında kurulmuş köprü... Hayatlarının kimyası gayret, hizmet, edep ve zerafet olan kadınlar...
Şimdiye kadar hep toplu bir resim olarak algılanan dindar kadınları; Fatma K.Barbarosoğlu, bireyin hikâyesi ile devletin hikâyesinin kesişme noktaları üzerinden ele alıyor.
Aslında bu hikâyeyi biliyorsunuz, fakat daha önce hiç okumadınız.
Okuduğunuzda hayatınız değişmeyecek, ama hayatınıza bakışınız değişecek.
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Bilal Can
Yazı Kaynağı: okudumyazdim.net
Fatma K. Barbarosoğlu, sosyolog olmasıyla birlikte edebi yönüyle de ön plana çıkan bir yazar. Son kitabı Cumhuriyet'in Dindar Kadınları, O'nun hem sosyolog hem de kadın kimliğini öne çıkaran önemli bir eser olarak Profil Yayınları tarafından okuyuculara sunuldu.
Yazarın sosyolog kimliğinin öne çıkmasının sebebi, Cumhuriyet'in Dindar Kadınları için o döneme şahitlik eden ve öne çıkan isimlerle görüşüp bunu bilimsel bir şekilde yansıtmasıdır. Dil konusunda romansı bir tadı olan kitap, görüşmeler sebebiyle sosyolojik bir eser olarak değerlendirilebilir.
Yazarın kadın kimliğini öne çıkaran bir eser olması ise görüşmelerdeki bayanların dindar bir çerçeve içinde durması sebebiyledir. Barbarosoğlu, bu sayede tanıklara karşı daha yakın olmuş ve bu araştırmayı genişletebilmiştir.
Kitap, bir kaç kategori içinde değerlendirilebilir. Bu kategoriler, kitabın içerdiği araştırma dâhilinde ele alınacak olursa tarih, sosyoloji, edebiyat olarak karşımıza çıkmaktadır. Cumhuriyet Dönemi'ni incelediği için tarihî bir toplulukla -o çağa tanıklık etmiş dindar bayanlarla- mülakatlar yapılmasıyla sosyolojik, dili ve konunun işlenişi bakımından ise edebi bir eser olarak değerlendirilebilir.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Yıldız Ramazanoğlu
Yazı Kaynağı: Okumayeri.net
Onuncu Yıl Marşında yeni baştan bir millet, Türk milleti, yaratmaktan sözedilir. Bu ülkü kırarak dökerek gerçekleştirilmeye çalışılmış ve içi baskılarla kıyımlarla doldurulmuş. Tarihin içinden süzülüp gelmiş derin inanç bağları, toplumsal değerler ve geniş insani birikim yok sayıldı baştan beri, her şeye sıfırdan başlanacağı iddia edildi. Bu güne kadar doğru bildiğiniz her şeyi unutun ve tartışılamaz Batı değerlerine göre formatlanmaya hazır olun komutuyla başlayan bir süreç.
Dinle arasına mesafe koyan gençlerin altın çocuk, cumhuriyetin yüz akı olarak burslara boğulduğu bir zamanda dindar olanlar dikkatle elenmiş ve görmezden gelinmişti.
Aslında bütün bunlar olurken kadınlar meşrutiyetten itibaren tartışmalara katılarak dergiler çıkardılar. 1886'da kadınlar tarafından yönetilen, finanse edilen ve yazılar yazılan Şükufezar dergisi mesela, hem Batıyı hem de İslam adına ortaya konanları tartışmaya açtı. Batı medeniyetiyle karşılaşmada özgüvenimizi kaybetmemize gerek olmadığını fakat İslam adına ileri sürülen, kadınlara statü kaybettiren, aşağılayan, inkişaflarına set çeken yaşam biçiminin artık sürdürülemeyeceğini savunuyorlardı.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Yunus Emre Tozal
Yazı Kaynağı: Tenkafesi.com
"Kadın doğulmaz, kadın olunur" sözü ile toplumbilimsel alanına toplumsal cinsiyet tartışmalarını taşıyan Fransız yazar Simone de Beauvoir, kadını hayat hikâyesini anlatma noktasına getiren durumun, kadının özgürlüğü içselleştirdiği; iç dünyasında toplumla ve kendisiyle bir hesaplaşmanın yaşadığını "en önemli eserim, hayatımdır" sözüyle ifade eder. Beauvoir, kadın kimliğinin oluşumunda "yaşanmışlıkların" çok ciddi oluşumlar meydana getirebileceğine dikkat çeker. Beauvoir'ı derinden etkileyen, "bilinç akışı" tekniğinin önde gelen temsilcileri arasında sayılan Virginia Woolf, "Bir kadın olarak ülkem yok. Bir kadın olarak hiçbir ülke istemiyorum. Bir kadın olarak ülkem tüm dünyadır" sözüyle bir bakıma kadının iç dünyasında yaşadığı devinimin dış dünyayla bağlantısı kurup, olası mikro kimlikleri, toplumun kıyısında kalma köşesinde kalma ihtimaline karşı reddetmiştir.
Kadının toplumla ve kendisiyle hesaplaşması sonucunda "ilk olma" özelliğiyle birlikte ön plana çıkması, nesne konumundan özne konumuna geçmesi, ötekileşmenin ve ötekileşecek olma sürecinin önüne set çekecek olması açısından mühim bir noktadır. Hayata bakış açısının değişmesi açısından, kadının özne olma ve kendi eylemlerinin sorumluluğunu yüklenme, Fatma K. Barbarasoğlu'nun deyimiyle kadınların sivil toplum çalışmaları etrafında ortaya koydukları dayanışmanın dilinin bilinciyle mümkün olacaktır. Barbarasoğlu'nun son kitabı "Cumhuriyet'in Dindar Kadınları", dayanışma dilinin bilincinden yola çıkılarak, yaşadıklarını başkalarına anlatabilecek kadar değerli olduğuna inanmış, öncü olmuş, mesleklerinin önüne "ilk" sıfatının bulunduğu dindar kadınlarla yapılan söyleşilerden oluşuyor.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Şeyma Derbeder
Yazı Kaynağı: Dünyabizim.com
Kadın, her çağda sanki bir "sorun" gibi ele alınarak üzerinde çeşitli fikirler ortaya konulmuş ve buna dayalı yaptırımlar uygulanmıştır. Kimi zaman insan olup olmadığı, kimi zaman aslî görevinin ne olduğu, kimi zaman toplum içindeki yeri tartışma mevzusu olmuştur. Şu an Türkiye'de kadın üzerinden yapılan en çok tartışma da, hiç şüphe yok ki kılık kıyafet hususudur. Bugün başörtülü hanımlar kamusal alandan tasfiye hareketinin mağduru konumundalar.
Burada esas anlatmak istediğimiz malum yasak değil aslında. Toplumumuzdaki kadınların giyim tarzlarına genel olarak baktığımızda, müthiş bir batılılaşmanın, Müslüman vicdanları yaralayan izlerini görüyoruz. Dindar olmaya yetmeyen ama dindarlık alametlerinden biri sayılan tesettürün hafife alındığını, tesettürlü hanımların sayısının Osmanlı'yla kıyaslandığında azaldığını ve tesettürün niceliği kadar niteliğinde de bir düşüş olduğunu müşahede ediyoruz. Dün bu topraklarda, burunlarını bile göstermekten hicab eden kadınlarımız varken bugün ne oldu, ne değişti! Herkes illa ki tesettüre bürünsün diye düşündüğümden yazmıyorum bunları, elbette layıksa örtünmeli. Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki ortada bir vakıa var. Toplum böyleyken böyle oldu.
Peki bu değişimin sebebi nedir! Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişte neler yaşandı! Osmanlı'nın son dönemlerinde başlayan, Cumhuriyet döneminde ise şiddetini arttıran batılılaşma rüzgârının dindar kadınlar üzerinde nasıl bir etkisi oldu! Nelerle karşılaştılar, neler yaşadılar!
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Söyleşen: Hatice Saka, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu
Yazı Kaynağı: Yeni Şafak Kitap Eki
Sosyolog yazar Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, yeni kitabı Cumhuriyet'in Dindar Kadınları'nda 1914 ile 1945 yılları arasında doğan, ilk üniversiteli ve çalışan olmanın yükünü taşıyan kadınlarla tanıştırıyor bizleri. "Okuduğunuzda hayatınız değişmeyecek ama hayatınıza bakışınız değişecek" sloganıyla yola çıkan Babarbarosoğlu, kitaptaki tüm kahramanlara tek tek ulaşıp, yedi yıl süren bir çalışmaya imza atmış. 'Kitabı okuyunca herkes kendisi kadar kabını genişletecek. Türkiye nereden nereye gelmiş diyecek. Ama bu mesafenin hem olumlu hem de olumsuz manada izinin sürülmesi gerekiyor. "diyen yazar, çoğumuzun daha önce adını bile duymadığı örnek kadınları taşıyor satırlarına.
'Cumhuriyetin Dindar Kadınları' adlı kitabı yazma fikri nasıl ortaya çıktı!
Bu kitap için sadece yazma kelimesini kullanmamak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ben kitaptaki bütün kahramanlarımın önce izini sürdüm. Muhitlerini, ideallerini, geçmişlerini ve hallerini dostlarından dinledim. Sonra onlarla görüştüm. Sonra onların duygularını, hallerini harflerin gövdesinde bir metin olarak okuyucuya ulaştırmaya çalıştım. Yani önce yaşadım. Hem de bir hayli uzun yaşadım. Yaşarken görmüyoruz. Yaşarken görmediğimiz kıymetlerin arkasından ahlanıp vahlanıyoruz. İstedim ki tadımlık da olsa hem bu şahsiyetleri günümüzün insanına ulaştırabileyim hem de sosyolojik açıdan pek çok araştırmanın önünü açacak bir izlek oluşturayım.
» Devamını okumak için tıklayın
Gösterim: 2467 | 250 Sayfa | ISBN: 9789759962296 | Basım Yılı: 2009 | Stok No: 122314 Stok Miktarı: 0 | Büyük Resim
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu ismine kayıtlı en yeni 6 eser.
Profil Yayıncılık yayıncı ismine kayıtlı en yeni 6 eser.
Tarih - Diğer kategorisine kayıtlı en yeni 10 eser.
| »» Kasırganın Çocukları, Yaşar Aksan |
| »» Bir Çocuğun Gözünden Yunan Mitleri, Orkan Sezer |
| »» Selçuklu Tarihi, Arslan Tekin |
| »» Ya Ben Ya İstanbul, Mehmet Karaarslan |
| »» Darwin'den Dersim'e Cumhuriyet Ve Antropoloji, Zafer Toprak |
| »» Karapapaz Makarios'un İntikamı, Recep Çetin |
| »» Denizde Komuta, Michael A. Palmer |
| »» Rize Şer'iyye Sicilleri 2, Arzu Pehlevan Yıldız |
| »» Tarihin Satır Aralarından 2, Ömer Faruk Yılmaz |
| »» İzmir Efsaneleri, Yaşar Ürük |
|
Bu kitap hakkında yorum yazmak için lütfen TIKLAYINIZ...
Yorumlarlar, editör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.