28 Şubat süreci.her gün bir yığın hüsran Günler ilerledikçe dalgalar şiddetini arttırarak dövmeye başlamıştır kalbinizin duvarlarını ve çaresizliğin sesi çığlık çığlığadır içinizde. Ateş düştüğü yeri yakar ve bir serçe olsun, gagasıyla bir damla su getirmez yangını söndürmeye
İskender Pala, bu defa pek bilinmeyen bir özelliğiyle, asker kimliğiyle karşınızda. Usta yazar, 12 Eylülün hemen ardından başlayıp 28 Şubat sürecinde YAŞ kararıyla son bulan Deniz Kuvvetlerindeki 15 yılın hikâyesini içeriden okuma fırsatı veriyor.
() Acı günleri hatırlamak, insana tekrar acı verir elbette. Buna rağmen vaktiyle unutmayı çok zor başa rdığım o günleri şimdi yeniden hatırlamanın acısını yaşamaya cesaret etmem, sırf tarihe belge bırakma ve belki o savruluş insanların hâlâ aramızda yaşadıklarına dikkat çekebilme amacına yöneliktir ev bu yüzden yazdıklarımın tamamı katıksız hakikattir.
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Bilal Can
Yazı Kaynağı: on5yirmi5.com
İki Darbe Arası Bir Kaylule
Zamanlardan bir zaman. O kadar zaman ki çok ilginç. Yaşanılan o zamana ilginç, tuhaf, gibi sıfatlar eklemek zamanın getirisinin insanda hayretler uyandıracak derecede olduğundandır. Bu günlerde darbe anayasasına evet mi, hayır mı tartışmalarının çıktığı bir dönemde ilginç zamanlar diye nitelendirilen 12 Eylül 1980 anayasasının getirdiklerine ve götürdüklerine dair konuşmalar yapılıyorken kitap müellifinin o zamana neden ilginç zamanlar dediğini daha da iyi anlamaya başlıyorum.
İlginçliği içinde vitamini kabuğunda
Olanlar olmuş artık yeni şeyler söylemek lazım mı cancağızım. Evet yeni şeyleri her daim belirtmekte fayda var. Ki eskinin neden eskidiği ve eskiyenin ile yeninin arasındaki fark belirginleşsin. Şöyle bir çıkarsama yapacak olursak: 12 Eylül 1980 darbesini gören ve o olayların içinde olan birine bir gün gelecek bu günler yargılanacak ve insanlar daha iyinin, daha güzelin, daha afilinin neler, hangisi olduğunu tartışacak deseydiler karşılık olarak pollyannacılık ile suçlanıp üzerine pembe panjurlu espriler yapılacaktı. Ama artık gerçek. 1980 darbesini görmeyen ben görenlere sorarak, soruşturarak olayın canlı tanıklarına bıkkınlık getirerek yaşatmaya çalışıyorum o günü zihnimde. Hiç güzel olmuyor ama.
İki darbe Arası Bir Kaylule
''Sirenler çalıyordu
Şehri kimler çalıyordu''
Darbe denilince aklıma ilk gelen şeyi söylemem gerekirse ki gerektiriyorum önce harfleri sonra o fiil olan daha sonra güzelleştirilmeye çalışan ve devrik bir gülümsemeyle isimleşe kelime örgüsüne bakıyorum. Darp etmekten gelen darbe: 1.vuruş, çarpış 2. Bir ülkede zor kullanarak yönetimi devirme işi 3. Mec. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay anlamlarına gelmektedir. (Bkz TDK Türkçe sözlük.) Burada beni en çok çeken en sonuncusu yani '' birini kötü duruma düşüren, sarsan olay'' anlamında kullanılan ve cümlede örnek olarak '' bu nerden ve nasıl geldiği belli olmayan darbe, son rüzgârın da boşa çıkmasına neden oldu'' dikkat çekici olmuştur.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Esra Şen
Yazı Kaynağı: Kitaphaber.net
İskender Pala'nın anı türünde yazdığı ilk kitabı olan "İki Darbe Arasında" yakın tarihin solgun yüzünü ve ihtiraslarını birkez daha gündeme taşıyor.
Pala kitabında, 12 eylül 1980 ve 28 şubat 1997 askerî darbeleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nde 15 yıl süreyle görev yapmış bir asker olarak yaşadığı zorlukları, tecrübeleri, haksızlıkları ve çelişkileri anlatırken dönemin askeri zihniyetinin siyasete, dine ve sosyal hayata bakış açısını da örnekleri ile gözler önüne seriyor.
Yazarın o dönem hayranlık duyarak başladığı askerlik hayatı emir komuta zincirinin eziciliği ve "irtica" söyleminin ideolojik alanın belkemiği haline getirilmesi ile kısa zamanda âdeta bir zulme dönüşüyor. 15 yıl mecbûrî lâkin usûlüne uygun olarak sürdürülen askerlik hayatına onlarca atama (sürgün) ve uyarı sığdırmasının tek nedeni ise "öteki" olmak. Bîtaraf olunamayan bir kurumda ya onlardan yada "öteki" olmak zorunda olunduğunu ne yazık ki yaşayarak tecrübe ediyor.
Bir dönemin zihinsel yapısını yansıtma açısında önemli bir çalışma olan kitap, ne yazık ki zaman zaman "çekimser" bir dil kullanılmış olmasından ötürü akılda soru işaretleri ve "keşke"ler bırakıyor. Mesela inanç ve dini duyarlılık adına yaşanmış onca hadise ardından her şeye rağmen taviz vermemiş olmanın huzuru yerine çekilenlerin "boş bir çaba imiş" ruhu ile anlatılıyor olması samimiyet noktasında sarsıntılara uğratıyor. Ki Pala bu söylemini askerlik döneminde pardösülü olan eşinin daha sonra etek ceket giymeye başladığını ve madem böyle olacaksa "niçin ben sıkıntı çektim"ini, "keşke öyle kalsaydık"dan ziyade "keşke daha evvel asimile olsaydık"a çıkan bir ifadeyle anlatıyor. Üstelik bu sebeple 28 şubat postmodern darbesinin dini alandaki getiri(! ) ve götürülerini sorguluyor.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
İskender Pala'yı Nasıl Bilirsiniz!
Yazan: Mehmet Akbulut
Yazı Kaynağı: Cemaat.com
"İskender Pala'yı bilmeyen mi var! " diye başlamak benim için inanın çok benimsenmiş bir ifade. Çünkü bir edebiyat öğretmeni ve edebiyat-sever olarak onun kitaplarıyla edebî terbiyemi kemal yolunda tamamlamaya ve o nispette devama gayret bana bu soruyu rahatça sordurabilir. Yine de İskender Pala adı, Türkiye gündemi için bu günlerde farklı kesimlerce aynı algıya misafir kılınmış gibi geliyor bana.
Yeni kitabı "İki Darbe Arasında" onun adını gündemimize konuşlandırdı. Farkı şu: Bu sefer okuduklarınızın divan edebiyatı ile alakası yok. Yani divan şiirini sevdiren adam, anılarıyla bir döneme atıfta bulunarak mumunu on beş senesini dolduramadığı askerlik yıllarına tutmuş. İskender Pala'yı bilenler bilir. Peki ya bilmeyenler!
Divan edebiyatı penceresinden bakan İskender Pala'nın neredeyse bütün eserlerini okumuş ve kendisine şahsını, ahlakını, edebî çalışkanlığını örnek almış yazarlık yolunun zemininde düşe kalka yazmaya cür'et gösteren 'en azından yazdığını düşünen- biri olarak, hatıralarını okuyunca hayretim beni dürtükledi. Ve dedi ki "Senin tanıdığın İskender Pala, sadece suyun üstünde kalan kısmıymış."
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Söyleşen: ÖZLEM ERTAN, İskender Pala
Yazı Kaynağı: Taraf Gazetesi
Yazar ve edebiyat araştırmacısı İskender Pala'nın İki Darbe Arasında adlı anı kitabı Kapı Yayınları tarafından yayımlandı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni bitirdikten sonra askeriyenin sınavına giren ve 1982 yılında edebiyat öğretmeni olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'nde istihdam edilen İskender Pala, 12 Eylül darbesinden sonra başlayan ve 28 Şubat sürecine kadar süren 15 yıllık askerlik yaşamını İki Darbe Arasında'da özetlemiş. Dindar bir subay olarak meslek yaşamı boyunca çeşitli haksızlıklara uğrayan ve 1996'da Yüksek Askeri Şûra kararıyla ordudan ihraç edilen İskender Pala'yla, kitabı ve Türkiye'yi 28 Şubat müdahalesine götüren sürece ilişkin tanıklıkları hakkında konuştuk.
Askerlik yaptığınız 15 yılın anılarını kaleme almaya nasıl karar verdiniz! Amacınız neydi!
Hakikatlerin bilinmesini, görülmesini istedim. Benimle aynı kaderi paylaşan 3 bin civarında insan var Türkiye'de. Bu insanlar benim kadar şanslı değillerdi. Benim elimde başka bir mesleğim ve akademik kimliğim olduğu için kendime başka bir hayat kurabildim. Ama onlar benim gibi hayatlarının ikinci kısmını anlamlandıramadılar. Kimi, çocuğunu okutamadı, evine ekmek götüremedi. Bu kitabı yazmamın amaçlarından biri de ordudan uzaklaştırılan bu insanların hakkını aramaktı. Çünkü onların itibarlarının iade edilmesi gerekiyor.
Ayrıca askerlik mesleğine halel getirebilecek uygulamalar varsa bunlar görülsün ve ortadan kaldırılsın istedim. Kitabın buna da vesile olmasını umdum.
» Devamını okumak için tıklayın
Bu kitap hakkında yorum yazmak için lütfen TIKLAYINIZ...
Yorumlarlar, editör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.