Sizi yarın arayıp sonucu bildireceğiz cümlesinin ortasında umursamaz bir tavırla kendini dışarı attığında neden bu kadar bunaldığını tam anlayamamıştı. Bir vitrinin önünde durdu. Giysilere, kemerlere, şallara bakarken kendine takıldı gözü. Aynaya baktığında her zaman gördüğü şeyden farklıydı sureti bu kez. Özenle diktiğini sandığı etek uzun ve pejmürde görünüyor, paltosunun altından sarkması iğne gibi gözüne batıyordu. Kazağının rengi de çok cırtlak bir kırmızıydı. Doğrusu, biraz daha pastel olabilirdi. Bakışlarıyla içindeki narçiçeği kırmızısını soldurmuştu bu küheylan duruşlu kadın.
Büyükşehirlerin kenar mahallelerinde sıkışıp kalanlar, gencecik kızının ilk yolculuğuna çıkışını endişe ve heyecanla izleyen Zeliha, tren vagonlarındaki insanlar, Afganistan dağlarındaki Şerbetin gözünden taşan ama modern insanın taşlaşmış kulağına sızamayan haykırış, rampadan aşağı hızla inenler ve hakkı verilerek yazılmış erkek hikâyeleri
Çağdaş Türk öyküsünün köşe taşlarından Yıldız Ramazanoğlu bin bir türlü insanlık halini kaleme getiriyor. Aslında belki de bütün hikâyeler tek bir insanı anlatıyor
Kitaphaber.net Eleştirdi
Taşın da kalbi var
Yazan: NİHAT DAĞLI
Yazı Kaynağı: Kitap Zamanı
Dünyaya/hayata doğmak, doruğa doğru yokuş yukarı çıkmak değil, tepeden aşağı inişe geçmektir. Daha doğar doğmaz ölüme yürürüz; yaşadığımız her vakit, bize verilmiş süreden düşer. Evet hayat, yüzü ölüme çevirip yürümektir.
Kapılarından içeri girdiğimiz bu sonlu hayatın, günün birinde bizi kendisinden dışarı atacağını bilsek de, bu olmayacakmış gibi yaşamaya koyuluruz. Yüzü sonsuzluğa dönük arzulara sıkıca tutunur, hayattan düşmemeye çalışırız. Sonluda, sonsuzu kurmak çelişkisinin ortasında ağrılar çekeriz. Hızlıca ölüme gidiyorken, sanki öyle bir şey yokmuş gibi veya bir şekilde bu hakikati tersine çevirebilecekmişiz gibi davranırız.
Rampadan aşağı hızlıca giden bir toplu taşım aracında, düşmemek için sağa sola tutunan yolcular gibiyiz. Bütün bir tarih, kurulan kent ve uygarlıklar, kurum ve iktidarlar, ölüme karşı mücadele gibi duruyor. Ölüm, öldürülmesi gereken kötücül bir şey olunca, ölmemek, her şeye rağmen ayakta kalmak esas olmuş. Hayatta kalmak için öldürmek gibi bir eğilim, sonunda insanı ve hayatı kuşatmış; omuzlara basıp geçmek, kendince olanı herkese dayatmak, norm dışı duranları bir şekilde saf dışı etmek veya onlara tepeden bakmak... Oysa ölmemek, ölüme yabancılaşmak, ölüme direnmek tehlike demektir. Biliriz ki insan, altı ayda bir yenilenen hücreler sayesinde sağlıklı kalır. Vücuttaki hücrelerin bir kısmı ölüp yerini yenilere bırakmayınca, tümöre dönüşüp öldürücü hale gelir. Kendisi de bir kanser hastası olan şair ve tiyatro yazarı Harold Pinter, "Ölmüş görmek isterim tümörümü / Ölmeyi unutan / Beni öldürme planları yapan bu tümörü." diyordu.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan:Zehra Ç. Türkmen
Yazı Kaynağı: Haksöz Haber
Hayatın Kuşatması ve Arayış
Yıldız Ramazanoğlu'nun Eylül 2006 tarihinde Selis Yayınları'ndan çıkan "Kırmızı" adlı öykü kitabı, hikaye severler için oldukça güzel bir eser. Kitabın ilk satırlarını okumaya başladığınız andan itibaren hikayeler sanki insanı kuşatıyor. Kısa, çarpıcı, içten ve sürükleyici ifadelerle karşılaşıyor insan. Yazar kitabında Ayla ile Zeliha, Kuşlar ve Düşler, Kırmızı, Son Leylek, Rampadan Aşağı Aşk, Sağdan Soldan Aşağıdan ve Yukarıdan, Rüya Gibi Akşamüstü, Bay Körinin Tutkusu başlıklarıyla yaşamdan sekiz kesit sunmaya çalışıyor. Anne duygusallığını, hayata dair ilk tecrübeleri, korkuları, evlilikleri, ayrılıkları ve hızlıca yaşanan değişimleri...
Yazar kitaptaki ilk öyküsünde şehrin kalabalık ve ürkütücü yanını bir anne ile kızın ayrılık hikayesinde aktarmış. Tek başına ilk kez yola çıkan ve şehrin orta yerinde ve kararsızlık içinde nereye adım atayacağını bilmez halde durmanın ne kadar tekin olmayan ve ihtiyatsız bir davranış olacağını Ayla portresiyle okuyucuya sunmaya çalışmış.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Zehra Çomaklı Türkmen
Yazı Kaynağı: Haksöz Haber
Hayatın Kuşatması ve Arayış
Yıldız Ramazanoğlu'nun Eylül 2006 tarihinde Selis Yayınları'ndan çıkan "Kırmızı" adlı öykü kitabı, hikaye severler için oldukça güzel bir eser. Kitabın ilk satırlarını okumaya başladığınız andan itibaren hikayeler sanki insanı kuşatıyor. Kısa, çarpıcı, içten ve sürükleyici ifadelerle karşılaşıyor insan. Yazar kitabında Ayla ile Zeliha, Kuşlar ve Düşler, Kırmızı, Son Leylek, Rampadan Aşağı Aşk, Sağdan Soldan Aşağıdan ve Yukarıdan, Rüya Gibi Akşamüstü, Bay Körinin Tutkusu başlıklarıyla yaşamdan sekiz kesit sunmaya çalışıyor. Anne duygusallığını, hayata dair ilk tecrübeleri, korkuları, evlilikleri, ayrılıkları ve hızlıca yaşanan değişimleri...
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Recep Şükrü Güngör
Yazı Kaynağı: Milli Gazete
İnsanı insan yapan, halleridir. Haline bakıp hüküm veririz. Bu iyi insan, bu kötü insan, deriz. Kırmızı, insan hallerini anlatan öykülerden oluşuyor. Sade anlatımlı, çok katmanlı, çok anlamlı öyküler toplamı. Yıldız Ramazanoğlu bu anlamda çıtayı yükseltmiş bir öykücü.
İnsan hallerini anlatmada başarılı bir öykücü. Kadının ev hali, iş hali, erkeğin kocalık hali, kadının koca bulma halleri yahut kocasından ayrı durma halleri.
Şuur akışını, okuru boğmadan, sıkmadan tatlı geçişlerle veren yazar ancak bir öykücünün görebileceği ayrıntılar yakalıyor. Renkler, desenler, çiçek adları, benzetmeler yerli yerinde. Hayallemeler, çağrışımlar da böyle.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Dünyanın vitesi boşa alınmış dümdüz aşağıya gidiyor
Söyleşen: Emeti Saruhan, Yıldız Ramazamoğlu
Yazı Kaynağı: Yeni Şafak Kitap Eki
Yıldız Ramazanoğlu dünyanın ahvalinin, yerdeki taşın kalbi olduğunu, bazı taşların Allah'a olan bağlılık ve haşyetinden aşağıya yuvarlandığını, bu yüzden yol ortasındaki taşı bile saygıyla kenara çekmemiz gerektiğini bildiğimizde değişeceğini söylüyor.
Yıldız Ramazanoğlu'nu aktif ve entelektüel kişiliğinin yanısıra edebiyatçı yönü ile de tanıyoruz. Ramazanoğlu, Derin Siyah'tan sonra ikinci öykü kitabı Kırmızı ile bizlere, bizim öykümüzü anlatmaya devam ediyor. Sağlam bir kaleme sahip olan Ramazanoğlu için yazmak, yazarak olup biteni anlama ve yaşamı anlamlandırma çabası. Yaşamın ağırlığını, yaşadıklarımızı taşıyabilmek, yaralarımızı kabullenebilmek için destek veren bir eylem. Yıldız Ramazanoğlu da, Kırmızı'daki öyküleri ile bize yaşamı anlamlandırabilmemiz, taşıyabilmemiz için bir destek veriyor. Öyküleri okuduğunuzda, öykü kahramanı ile aynı şeyi düşünmüş, aynı şeyi yaşamış olduğunuzu hissedebiliyorsunuz. Hepimizin yaşadığı iç hesaplaşmaları, iç konuşmaları kağıda döküveren Ramazanoğlu ile öyküyü ve öyküleri üzerinden dünyayı konuştuk.
» Devamını okumak için tıklayın
Gösterim: 849 | 142 Sayfa | ISBN: 9789752639720 | Basım Yılı: 2009 | Stok No: 117141 Stok Miktarı: 0 | Büyük Resim
Yıldız Ramazanoğlu ismine kayıtlı en yeni 6 eser.
Timaş Yayınları yayıncı ismine kayıtlı en yeni 6 eser.
Hikaye/öykü - Masal kategorisine kayıtlı en yeni 10 eser.
| »» Bir Denizin Eteklerinde, Selim İleri |
| »» Göç, Sofya Kurban |
| »» Kelile Ve Dimne, Beydeba;ibnu'l Mukaffa |
| »» Yarının Dünüdür Bugün, H. Tuğrul Atasoy |
| »» Suskunun Gölgesinde, Suzan Samancı |
| »» Ayrı Düşmüş Zamanlar, Yıldırım Türk |
| »» Aç Harmanı, Mehmet Başaran |
| »» Balkan Savaşı Hikâyeleri, Nesîme Ceyhan |
| »» Kırmızı, Yıldız Ramazanoğlu |
| »» Andib Tertıs, Zareh Yaldızcıyan |
|
Bu kitap hakkında yorum yazmak için lütfen TIKLAYINIZ...
Yorumlarlar, editör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.