• Havalanan fikir, kâğıda düşmeye görsün bir kez, uçma yetenek ve kudretini yitirerek kişiye özgü hale gelip evcilleşir. Üzerinde kalem oynattıkça başka yerlere ait taraflarını da yitirir ve içi sahibinin nefesiyle doldurulmuş bir esere dönüşür. Bütün kitaplarda yazarı tarafından gizliden gizliye işlenen bir suç vardır. Bu, mekânı belki de âmak ya da âfak olan bir fikir ya da düşünceyi, ait olduğu evrensel yerinden indirerek kendimize masa süsü yapma suçudur.
• Duygu ve düşünce, olduğu ve durduğu yerde daha muhkem ve daha güzelken, yazar denilen modern zamanların söz dizicisi tarafından, telif etmek yerine, mevcut bütünlüğünden koparılıp adeta özel ve kişisel bir göğe mahsus kılınmıştır. Onun için her yazar bir başka yazarı yazar.
• Belki de onun için gökyüzünü çalışma odasına sığdırır gibi hayatı sayfalara sığdırmaya kalkar ve yaptığı şeyi anlatacak yüzü kolay kolay bulamaz kendinde. Kendi eserini başkasının takdir edip dikkate alması, yazara söz konusu suçu dolaylı itiraf imkânı sağlar. Onun yaptığı, tabiattan basit bir aparma ve intihal değil, tabiattan apardığını bozup değiştirerek kendisine aitmiş süsü verip tabiata yutturmaya kalkmasıdır.
• Çıkan her kitap sonunda, sevinç yerine duyulan burukluğun ve üstüne üstlük kitaba dahil olanın bir daha geriye iade edilmez oluşunun doğurduğu çaresizliğin, yazarı yazdığı kitaplar. Konusunda sessiz ve ketum bırakan bir yanı var. Yığınlar onun için bu kadar sessiz ve okuyucu bu yüzden fazlasıyla alıngan.
• Keşke sessizliğe rağmen ilk parantez açılmasaydı ve şerh düşülmeseydi göğe.
• Keşke her şey gök boşluğunda asılı bir hayret olarak kalsaydı!
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Ahmed Hamza ŞAHİNBEY
Yazı Kaynağı: Nakkaşiye.com
Benim bir diğer şair adaşıyla fazlaca karıştırdığım Hüseyin Akın'ın Lamure Yayınlarından çıkan "Kitabım Çıktı Alınmayın" isimli deneme kitabı ilgi çekici başlıklarıyla okuyucuyu kendine çeken, güncel ve beni oku diyen yazılara sahip.
Bende alışkanlık olduğu üzere varsa eğer kitaba ismini veren yazıyı içindekiler kısmından arar ve onu okurum öncelikle. Bu kitapta böyle bir deneme mevcut. Kitabım çıktı alınmayın isimli denemenin bir kısmı arka kapağa alıntılanmış durumda.
Kitabı elimize aldığımızda alıp almamakta kararsız oluruz ya almak için bir işaret ararız. Acaba alsam pişman olur muyum diye sorarız kendimize. Bundan dolayı sağında solunda gördüğümüz yazıları okumaya koyuluruz. İşte böyle bir durumda arka kapakta okuduğumuz yazı genelde imdadımıza yetişir. Adeta kitap için referans olur bize.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Olgun Keser
Yazı Kaynağı: Cemaat.com
Başlarken ironi olsun istedim. Zira Tanzimat'tan beri Türk romanı ve daha sonra hikayesiyle diğer türleri "mizah ile ironiyi" "yergi ile humoru" kimi zaman harmanlayıp ve daha ziyade birbirine karıştırıp yazıya aktarırken kimi zaman da traji-komik duruşlar sergilemekten kendini alamamıştır. Bu sorunsal duruş nesre özgü bir durumdur aslında.
Fakat bazı üretken/mümbit kalemler, haşimce bir üslup takınıp şiir ile nesir arasında ve üstelik her iki yazın türünün tam ortasına yakışır oranda, bizce kolay görünen(! ) ve fakat her iki türü deneyenlerce künhüne vakıf olunabilecek derecede başarılı eserler kaleme almışlardır.
Böylesi bir girizgaha ihtiyaç duyuşumun temel nedeni Hüseyin Akın'ın son çalışmasına dikkatleri çekmekti. İroniyi seviyor Hüseyin Akın. Lamure Yayınları'ndan çıkan "Kitabım Çıktı Alınmayın" isimli -şimdilik- son kitabına bu adla başlaması tesadüf değil elbet. Nitekim okur, kitabı okudukça sadece kapağın değil, seçilen her bir deneysel yazının başlığında da kolayca seçip yakalayabiliyor bu lezzeti. Lezzet diyorum; zira kimi gazetelerde neşredilen, kimi dergilere nüfuz eden ve kimileri de okura henüz merhaba diyen denemeler silsilesinin -epey iddialı bir tez olacak ama- tümü de gayet akıcı, güncel ve düşünsel birliktelik katıyor okuruna.
» Devamını okumak için tıklayın
Bu kitap hakkında yorum yazmak için lütfen TIKLAYINIZ...
Yorumlarlar, editör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.