Bir asırdan beri memleketimizin başta gelen derdi medeniyet meselesidir. Geçmişte büyüklüğü dünyaca bilinen Türk milletinin medeni varlığa sahip olmadığını önce Batı´yı tanıyanlar ortaya attı. Tanzimatla başlayan Batı münasebetleri, birçok nesillerin gözünü kamaştırdı. Aydınlar, Batı´nın yükselişindeki sırrı aramaya koyuldular ve bu araştırmayı yaparken farkında olmadan kendi iç dünyalarını Batı´nın içinde buldular. Birbiri ardısıra birkaç nesil "Avrupa´ya benzemek için ne yapalım? ", "Garplılaşma nasıl olmalı? " diye uzun zaman sayıkladılar. O nesilleri Batı taklitçiliğine, hem de ruhları duymadan sürükleyen kuvvet, başlangıç noktasında bağlandıkları aşağılık duygusu olmuştur. Bu duygunun kendi içimize aktıtığı zehir, bizi küçülttükçe küçülttü. Böyle bir içten yıkılış faciasının karşısına dikilen muhafazakar zümre, Batı taklitçiliğini protesto ederken sade taassubunu kullandı. Onlar için mesele, sadece Batı´ya benzememek davasıydı. Milli varlığımız hakkında bir fikirleri yoktu. Inkılapçılar, örflerle kıyafet değiştirmede kurtuluşumuzun sırrını aramak gibi gülünç bir davaya kendilerini kaptırırlarken, muhafazakarlar; eski hayat şekillerine sımsıkı bağlanmadı felah ümidi buldular. Her iki tarafın gafil olduğu şey, kendi milli kültürümüzü yoğurmanın lüzumlu oluşudur. Hakikatte, bin yıllık tarihimiz içinde ortaya konmuş olan Anadolu müslüman Türk kültürünü, örfleri, folkloru, edebiyatı ve güzel sanatlarıyle, tasavvufu ve tarikatlarının felsefesiyle, İslami ahlakıyle bir potada yoğurmak, davanın esasını teşkil ediyordu. (Arka Kapak)
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: Fadime Türkölmez
Yazı Kaynağı: Dünyabizim.com
Batıya karşı 'kendi'miz olmaya çalışırken o ses yakalıyor bizi: 'Aşkın şanı kendinden başka her şeyi unutturmaktır.'
Sarsılmak, hem de kelimelerle. Dünün bugüne taşındığını; ya da güneşin sanki aynı geceye doğduğunu okumak. Kapaktaki resmi kapatın; yine de zihninizde birinin sizi keskin bakışları ile takip ettiğini düşüneceksiniz. Ve kelimeler içinize işleyip uykularınızdan "isyan" kelimesinin cümle haliyle kaldıracak sizi.Nurettin Topçu
Kaderi yalnızlık olan adam
Yanılmıyordu, hedefi vuruyordu ve doğru olmak; hatta gerçeğin bir şahsiyet olarak belirmesi korkutuyordu. Doğumu batıdan beklemenin, kıyameti beklemekten farksız olduğunu biliyordu. Fransa'da eğitim görmüştü ama Paris'ten iki bavulla gelen modacı bilinirken, ona akıl öğretilmiş, sürülmüş ve düzene uyması istenmişti. Olamazdı; zira o, hoşa gidecek şeyler değil, hoş olacakların peşindeydi. Bir ahlak filozofu olan Nurettin Topçu, lise öğretmenliğinde bile rahat bırakılmamıştı; çünkü o sorumluluk için bakın ne diyordu: "Sorumluluk, insanın yaptıklarına katlanması değil, yapması gerektiği halde yapmadıklarının şuurunda olması ve bundan dolayı harekete geçmesidir."
» Devamını okumak için tıklayın
Gösterim: 1917 | 202 Sayfa | ISBN: 9789757032380 | Basım Yılı: 0 | Stok No: 30747 Stok Miktarı: 0 | Büyük Resim
Nurettin Topçu ismine kayıtlı en yeni 6 eser.
Dergah Yayınları yayıncı ismine kayıtlı en yeni 6 eser.
Sosyoloji - Diğer kategorisine kayıtlı en yeni 10 eser.
| »» Cinsellik Ve Sosyalizm, Sherry Wolf |
| »» Alman Sosyoloji Geleneği, Necmettin Doğan |
| »» Toplumsal İnsanın Evrensel Doğası Ve Cinsel Suçlar, Cahit Can |
| »» Toplumsal, Kültürel Ve Katılımsal Boyutuyla Siyasal Davranısın Sosyo- Politik Analizi, Esra Akay Orhan |
| »» Toplumsal Değişme Ve Ara İnsan Gücü Yoluyla Kalkınma, Fazıl Yozgat |
| »» Bilimin Sınırları Ve Bilimsel İhtilaflar, 0 |
| »» Adab-ı Muaşeret, Yasemin Tecimer |
| »» İslam'dan Batı'ya Düşüncenin Yol Alışı, İzzet Tanju |
| »» Türk Muhafazakarlığı, Mehmet Akıncı |
| »» Toplumda Tabakalaşma Ve Hareketlilik, Ahmet Zeki Ünal |
|
Bu kitap hakkında yorum yazmak için lütfen TIKLAYINIZ...
Yorumlarlar, editör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.