"coğrafyası geniştir içimizin; atlası derin, ucunu kaldırmaya görelim üstümüze çektiğimiz örtünün, gitmediğimiz, gidemediğimiz, gidip de yarısından döndüğümüz, kaybolduğumuz, adım atmaya cesaret edemediğimiz, gözü kapalı atıldığımız nice yol uzanır önümüzde ve ne zaman ki, kalbimizden bir ışık düşer, yol aydınlanır, hayat nefes alır."
İçindekiler;
gezgin, kuzgun, bilici
ses fanus
yol yorgunu
kalp ağrısı
tutuşan temmuz
ateşten bir top
bisikletyaka bir kazak
adaya gidemem
perdedeki fısıltı
yol eşiği
mazeret izni
denizine gömülen ada
mecnunu yok leylâ
gecikmiş bir veda
Kitaphaber.net Eleştirdi
Edebiyatın ışığı üzerimizde olsun!
Yazan: Oylum Yılmaz
Yazı Kaynağı: Sabit Fikir
Hayat dediğimiz bir karanlık yolculuk, bizi belki de ışığa götüren. Belki diyorum çünkü, karanlıklar içinde yolunuzu bulduran bir ışık mutlaka olmalı da ondan. İster yolun sonunda, ister yol boyunca, fark etmez. Karanlık da, ışık da bakidir ne de olsa... Nalan Barbarosoğlu'nun öyküleri bir büyük yolculuğa dairdir. Yol karanlıksa karanlığı, ışıklıysa ışığı anlatan; insan ruhunun kendine, gerçeğine dönük öykülerdir bunlar. Işığında da, gecesinde de yolu göstermeye muktedirdir yazar. Ve işte bundandır ki böylesine başarılı olması, öykülerinin üzerimizde bunca iz bırakması...
"Yol Işıkları", Nalan Barbarosoğlu'nun "Ne Kadar da Güzeldir Gitmek"le başlayan öykü yolculuğunun beşinci durağı. Adından da anlaşılacağı gibi "Yol Işıkları"nda yer alan öyküler, öykü kahramanlarının kendi kişisel yolculukları içerisinde biraz soluklanıp bize doğru baktıkları an'lara odaklanıyor.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Yazan: ETHEM BARAN
Yazı Kaynağı: Zaman Kitap Eki
"Gitmek" sözünün neredeyse bütün satırlara, oradan sayfalara saklandığı, hatta sindiği bir kitap Yol Işıkları. Nalan Barbarosoğlu, Ne Kadar da Güzeldir Gitmek kitabından sonra (arada Her Ses Bir Ezgi, Ayçiçekleri ve Gümüş Gece var), yeni kitabında da gitmekten söz ediyor; ancak bu kez gitmek sözüne ya da eylemine yüklenen anlam oldukça farklı; çünkü gitmek, artık bir zorunluluğa dönüşmüş bu kitapta.
Bir gezginin iniltisinin havaya, suya, toprağa karışmasıyla başlıyor öyküler. Bir başka söyleyişle cemreler düşüyor. Gezgin için de yol, evin kapısında başlıyor doğal olarak. Gezginin bir de tenini saran bir kabuğu var; kabukla teninin arasında da kimbilir neler, neler... Yazar da buradan başlıyor zaten anlatmaya; öyküler buradan çıkıyor. Kabuğundan kurtulmadıkça ruhunu havalandıramayacaktır gezgin. Asıl hikâyesini anlatamadığı için diğer hikâyelerin sözlerini kaybedecek, unutacak, cümlelerini kuramayacaktır. Yolculuk artık bir zorunluluktur. Bu yolculukta bir dolu hikâyenin birikmesi de kaçınılmazdır elbette. Biriken bu hikâyeleri biz anlatmazsak, anlatacak, biriktirecek olan birileri var olacaktır.
» Devamını okumak için tıklayın
Kitaphaber.net Eleştirdi
Söyleşen: HATİCE SAKA, Nalan Barbarosoğlu
Yazı Kaynağı: Yeni Şafak Kitap Eki
"Hepimizin bir hikâyesi var büyük bir hikâyeye, içine doğduğumuz hikâyeye eklemlenen... Ben de sanırım pek çok yazar gibi o eklemlenme noktasında kuruyorum öykülerimi." diyen Nalan Barbarosoğlu "Yol Işıkları" yla hiç bilmediğimiz bir dünyanın kapılarını açıyor. Yazınındaki, kırılgan hali, öfkesiz duruşu anlamlandırmak için okuyucuya, öykülerini "ben ve başkaları" ya da "ben ve ben olmayanların hayat içindeki sınırları" açısından görmeyi öneriyor.
Kitabınızın ilk öyküsü "Gezgin, Kuzgun ve Bilici"deki: "Evet, bundan böyle anlatamadığı hikâyeleri toplayıp biriktiren bir kuzgun olmayacakmış hayatında. Ama gezgin şunu da biliyormuş ki, artık anlatacağı her hikâye, aslında kanatlarının gölgesini buram buram özleyeceği kuzguna anlatılmış bir hikâye olacakmış" cümleniz öykü poetikanıza ilişkin ipuçları taşıyor... Biz buna yaslanarak daha açık soralım: Nedir Nalan Barbarosoğlu'nun öykü poetikasının ana unsurları! Ya da ona "Böyle anlatmazsam olmaz" dedirten şeyler!
Masa başında kendimi "böyle anlatmazsam olmaz" derken hiç yakalamadım... En azından bilinç düzeyinde. Daha çok "bu değil, bu değil, bu değil, bu da değil" derken bulurum kendimi. Hepimizin bir hikâyesi var büyük bir hikâyeye, içine doğduğumuz hikâyeye eklemlenen... Ben de sanırım pek çok yazar gibi o eklemlenme noktasında kuruyorum öykülerimi. Yeni bir hikâye anlatmak zor ama taze bir hikâye mümkün. Benim için taze bir söyleyiş yoksa, hikâye de yok. Bu bir poetika sayılabilir mi!.. Benzemiyor ama neden olmasın!
» Devamını okumak için tıklayın
Gösterim: 437 | 170 Sayfa | ISBN: 9789752896529 | Basım Yılı: 2009 | Stok No: 124302 Stok Miktarı: 0 | Büyük Resim
Nalan Barbarosoğlu ismine kayıtlı en yeni 5 eser.
Everest Yayınları yayıncı ismine kayıtlı en yeni 6 eser.
Hikaye/öykü - Masal kategorisine kayıtlı en yeni 10 eser.
| »» Karınca, Said Seymen |
| »» Manzaradan Parçalar, Orhan Pamuk |
| »» Deli Yıldız, Mustafa Üzel |
| »» Rüyası Tekrar, Hakan Tağmaç |
| »» Pembegonya, Fermani Çetin |
| »» İzmir'de Üç Çocuktuk, Hacer Kılcıoğlu |
| »» Tarzan Öldü, Oktay Akbal |
| »» Uçtum Rengime Kondum, Nur Arıoğul |
| »» Çilesine Âşık, Leyla Ruhan Okyay |
| »» Başlangıç Noktasına Geri Dön, Cem Uçan |
|
Bu kitap hakkında yorum yazmak için lütfen TIKLAYINIZ...
Yorumlarlar, editör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.